Zerzevan Kalesi – Çınar



2017 yılında yapılan kazılar sonrası önemi anlaşılan Zerzevan Kalesi, bulunan Mithras Tapınağı nedeniyle günümüzde büyük ilgi gören, ziyaret edilen bir Roma Garnizon yerleşimidir.
İlk inşa edildiği tarih kesin olarak bilinmemekle birlikte Asur döneminde bu tepede Kinabu olarak adlandırılan bir kale olduğu ileri sürülmekte, kalenin Pers döneminde de kullanıldığı düşünülmektedir.
Kale doğu sınırlarını koruyan bir Roma Garnizonu tarafından III. Yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlamış, 639’da İslam ordularının gelişine kadar önemini korumuştur. Yapılan kazılardan elde edilen bulgular, yerleşimin surları ve yapılarının büyük olasılıkla I. Anastasios ve I. Justinianos dönemlerinde onarıldığını, bazı yapıların da yeniden inşa edildiğini, kalenin son durumuna bu dönemde geldiğini göstermektedir. 639 Yılında İslam orduları tarafından fethinden sonra önemini kaybeden kale, bir süre sonra terkedilmiş ve 1800’lerin sonuna kadar yüzyıllar boyu metruk kalmıştır. 1890’da buraya yerleşenler de 1967 yılında su sıkıntısı ve yaşam güçlüğü nedeniyle 2 km. ötedeki Demirölçek köyüne topluca göç ederler, 2017 yılında kazılar başlayana kadar kale yine metruk kalır.
Mithras Kültü



Zerzevan Kalesi, günümüze ulaşabilen en iyi korunmuş Mithras mabetlerinden birine ev sahipliği yapması nedeniyle çok büyük önem taşımaktadır.
Zerzevan Kalesinin altındaki bir mağarada yer alan tapınağın giriş bölümünde yazıt ve semboller var. Tapınak 7 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde, yüksekliği ise 2,5 metre. Oyulmuş sütünlar ve nişlerle süslü tapınağın, duvarlarından birinde, Mithras sembollerinden ışın tacı kazılı. Tavanda kurban edilen boğanın ayaklarından asıldığı 4 bağlama yeri, kanın aktığı çanak havuz mevcut. Kurban edilen boğanın kanında yıkanarak arınmak giriş ritüellerinin bir parçası. Mithrasçıların, tapınakta derecelerine göre oturdukları ve en üst seviye 7 olduğu biliniyor.
Mithras kültü Pers tanrısı Mithra kökenli, gizli, ezoterik, sadece erkeklerin alındığı, I. İla IV. Yüzyıllar arasında Roma’da askerler ve tüccarlar arasında çok yaygın olan bir inanç sistemidir. IV. Yüzyılda Hristiyanlığın Roma’nın resmi dini olarak kabul edilmesinden sonra yasaklanmıştır.
1936 yılında Roma’da keşfedilen freskleri çok iyi korunmuş bir Mithrenium’ daki duvar resmi Mithras tapınağı iç görünümünü vermektedir.
Güneşin karanlığa üstün gelmesi, yeniden doğuşu temsil eden Mithras’ın tanrısal bir Boğayı öldürmesi sahnesi mağara tapınaklarında yer alan Mithras Kültü, Romanın resmi dini Yenilmez Güneş (Sol İnvictus) ile paralellik kurduğu için kısa zamanda benimsenmiş. Kültün, birlikte yaşama, eşitlik, kardeşlik kavramlarına yer vermesi, ruhsal ödüller vaat etmesi askerler arasında benimsenmesini sağlamış.
Külte 7 aşamalı bir sınav ile girişleri yapılanlar, karanlık mağaralarda 20 – 30 kişilik gruplar halinde toplanarak, mağaranın ruhsal zenginliklerle süslendiğini tahayyül ederek ibadet ederlerdi. Kültün gizli yapısı, yazılı belge olmayışı nedeniyle bu törenler ve inanç sistemleri hakkında fazlaca bilgi günümüze gelmemiştir.
https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/diyarbakir/gezilecekyer/zerzevan-kalesi-
Temo’nun Kovası
Zerzevan Kalesi çevresinde gelişen ilginç bir olay zaman için yörede halk diline yerleşmiş bir deyimin doğmasına neden olmuş.
Hikâyenin kahramanı Temo, 1890’larda Zerzevan’a yerleşenlerden, hayvancılık yapan, bölgedeki diğer kişiler gibi okuma yazması olmayan yoksul bir köylüdür.
Temo, bir kış öncesi evinin damını sağlamlaştırmak için kale içinden toprak çıkarırken bir kova bulur. Uzun zamandır toprak altında kaldığı için eskimiş, siyahlaşmış bu kova, tam da ihtiyacı olan su kabıdır. Temizler ve onunla hayvanlarına su taşır, tavuklarının su içmesi için evinin önüne bırakır.
Gel zaman git zaman günün birinde köye bir çerçi (Köy köy dolaşarak, ufak tefek tuhafiye eşyasını satan gezici esnaf) gelir. Mardin’den gelen çerçi, gayrimüslim olduğu için Temo’nun evinin önünde tavukların su içmesi için bıraktığı, üzerinde haç işareti ve yazı bulunan kova dikkatini çeker. İnceledikten sonra bunu bana satar mısın diye sorar. Eserin tarihi değerinden çok fonksiyonuna odaklı Temo bir çift yeni çarık karşılığı satacağını söyler, el sıkışırlar, çerçi kovayı alıp gider.
Çerçinin kimliği ve kovanın bundan sonraki serüveni bilinmiyor. Tek bilinen kovanın bir şekilde 1895 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesinin envanterine girdiği. Halen de orada sergileniyor.
Temo’nun bir çift çarığa sattığı kova, VI. Yüzyıl yapımı antika bir Vaftiz Kovası. Bizans Sanat Tarihi uzmanı Brigitte Pitarakis’in, «Hayat Kısa, Sanat Uzun – Bizans’ta Şifa Sanatı» kitabında yazdığına göre; Kova av sahnelerinin ve mitolojik temalarının baskı tekniğiyle işlendiği altıncı yüzyıla ait geniş bir bakır alışımı kova grubuna ait.
Yıkanmada kullanılan çok sayıdaki örnekten farklı olarak bu kova kiliseye bağışlanmış ve büyük olasılıkla vaftiz ayinlerde kullanılmış. Kovanın yüzeyi, V. ve VII. Yüzyıllardaki gümüş prototipleri taklit edilerek kalaylanmış. Konik gövdeli olan kova, düz bir tabana ve hareketli bir kulpa sahip. Kovanın üstünde Yunanca «Antipatros’la ailesinin dileğinin -veya adağının- kabul edilmesi ve selameti için. Tanrı sizi korusun» yazıtı yer alıyor.
Zerzevan Kalesi Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun, eserin kaledeki büyük kilisenin vaftiz kovası olduğunu, Türkiye’de bir başka benzeri olmadığını, özel bir eser olduğunu söylüyor. Eseri Diyarbakır’a getirtmek için de çalışma yaptıklarını belirtiyor.
Hikâyeyi Duvar gazetesinden Deniz Tekin’e 2020 yılında anlatan Temo’nun uzaktan akrabası Abdullah Arslan, Kovanın sonradan anlaşılan değerinin köylüler arasında alışveriş sırasındaki pazarlıklarda kullanılan bir deyime dönüştüğünü, “Biri köyde bir şeyi pahalı satmaya çalıştığında, fiyatı pahalı bulan kişi, ‘Ne oldu, bu Temo’nun kovası mı?’ diyerek tepki gösterirdi” diyerek anlatıyor.
