Malabadi Köprüsü – Silvan
En Geniş Kemerli Taş Köprü
1147 yılında Artukoğlu Hükümdarı, Timurtaş Bey tarafından yapıldığı kitabesinde yazılan Malabadi Köprüsü 7 metre eninde ve 150 metre uzunluğunda bir taş köprüdür. 40,86 metre genişliğinde, 19 metre yüksekliğindeki kemerin, Evliya Çelebinin Aya Sofya’nın kubbesi sığar dediği açıklığı, günümüze ulaşan taş köprüler içinde en geniş olanıdır.
Renkli taşlardan yapılmış olan köprü her biri farklı uzunluklarda ve kırık hatlarda üç bölümden oluşmaktadır. Kayalıklara oturan orta bölümde bir geniş bir de üç metre açıklıkta küçük kemer, Batman tarafındaki bölümde ise iki adet sivri kemer ve bir de ufak geçit yer almaktadır.
Köprünün en özgün yanı üzerinde yer alan konaklama mekanlarıdır. Ortadaki geniş kemerin iki yanında yer alan 4.5 x 5.3 Metre boyutlarındaki odalar hem köprü koruyucularının hem de gelip geçen kervanların kötü havalarda kullandıkları konaklama mekanlarıdır. Bu mekanlardan köprünün altına kadar uzanan dehlizlerin olduğu ve böylelikle yaklaşan kervanların ayak seslerinin uzak mesafelerden odalardaki nöbetçiler tarafından duyulabildiği söylenmektedir.
Büyük kemerin iki tarafında yer alan ve geçişlerin kontrol edildiği kemerli kapılardan günümüze sadece Batman tarafındaki ulaşabilmiştir. Aşağıdaki odalara bu kapıların yanındaki merdivenlerden inilmekte. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde «Bu köprünün sağ ve solunda da nice pencereli odalar vardır. Bu odalar yüksek tavanlı ve tuğla örtülüdür, pencereleri geniş ve büyüktür Köprünün sağ ve solundaki bütün korkuluklar Nahcivan çeliğindendir, ama demirci ustası da var kudretini sarf ederek bir tür sanatlı kafesli korkuluklar yapmış ve doğrusu elinin ustalığını göstermiştir» diyerek köprüye olan hayranlığını ifade eder.
İsminin Anlamı – Bad’ın Evi
Malabadi’nin, Kürtçede anlamı Bad’ın Evidir. Bad bölgede 200 yıl hüküm süren Mervani devletinin kurucusu çobanlıktan başlayıp askerliğe geçen oradan da Mervani devletinin ilk hükümdarı olan Ebu Şüca Abdullah Hüseyin’in lakabı. Mitolojiye göre çobanlık döneminde Bad nehrin karşı kıyısından bir kıza âşık olmuş, kız da Bad’a tutulmuştur. Ancak ortadaki azgın Batman Çayının suları üzerinde bir köprü olmadığı için iki aşık bir türlü kavuşamaz. Sonunda ayrılığa dayanamayan genç kız sulara atlar, kaşı kıyıya ulaşamadan da sulara kapılır ve kaybolur. Bad Silvan Bey’ine giderek başka sevdalıların canı yanmasın diye nehir üzerinde bir köprü yapılmasını ister. Bey kabul eder. Köprünün yapımına başlanır ancak bitirilemez. Köprüyü Bad tamamlar, ismini de Bad’ın evi koyar.
Köprünün Üstündeki Figürler
Köprünün her iki yanında doğa şartları ile yıpranmış figürler bulunmaktadır. Güney kısmında, oturmuş vaziyette bir erkek figürü üzerinde kemerli bir çerçeve içinde, bir oturan diğeri ayakta karşılıklı iki figür yer almaktadır. Ayakta duran sivri külahlı figür oturan figüre bir hediye sunmakta, oturan figür de ellerini uzatarak almaktadır. Kuzey kısmında ise çift silmeli bir çerçeve içinde aslan figürü ve hemen üstünde güneş kabartması yer almaktadır. Profilden işlenmiş aslan figürü sağa doğru yürür vaziyette, güneş diskinin içinde de tahrip olduğu için tam seçilemeyen bir insan resmi yer almaktadır.


Malabadi Şarkısı ve Hikayesi
1975 yılında Selçuk Alagöz tarafından bestelenen ve çok uzun bir süre çok popüler olan Malabadi Köprüsü Şarkısının sözleri bölge de anlatılan hazin bir aşk hikayesine dayanmaktadır. Bölgede bilinen bir Malabadi Türküsü yoktur.
Hikaye, Batman çayının iki yakasındaki köylerde oturan gençlerin birbirlerine aşık olması üzerişne kuruludur. Köprünün yapılış mitolojisine bu noktaya kadar uygundur. Sonrası ise Selçuk Alagöz’ün hayal dünyasının ürünüdür. Xerib, suyun karşısındaki köyden Fatma’ya aşıktır. Fatma’da Xerib’i sever ancak Şeyh Babası bir türlü evlenmelerine izin vermez. Aşıkların Malabadi Köprüsü üzerinde buluşmalarını haber alan Şeyh, yanına adamlarını alarak sevdalılara pusu kurar. Tabancalar patlar ve Malabadi Köprüsü aşka mezar olur. Şarkının sözleri şöyle;
Malabadi Köprüsü, Malabadi Köprüsü
Orda başladı bitti şu garibin öyküsü
Karşıki aşiretten bir kıza gönül verdi
Aşkı uğruna her gün o köprüye giderdi
Siirt’in dağlarında uçan kuşu vururdu
Fatma’yı okşadıkça kalbi sükûn bulurdu
Karar hakkı şeyhteydi, Fatma’nın babasında
Katı ve insafsızdı bu aşkın karşısında
Kararlıydı zalim şeyh onları öldürmeye
Yine bir seher vakti pusu kurdu köprüye
Tabancalar patladı sevgililer susmuştu
Malabadi köprüsü aşka mezar olmuştu

Selçuk Alagöz bestelediği şarkıyı, bir tarafında Deliyim Seviyorum, diğer tarafında Malabadi Köprüsü olan bir 45’likle yayınlar. Plağın kapağında yer alan Selçuk Alagöz’ün çekirdek çitlerken çekilmiş bir resmi yer alır. Çok yadırganın bu resmin mecburiyetten olduğu genelde bilinmez. Selçuk Alagöz, O güne kadar plaklarında hep kendi resmi yer aldığından bu kez değişiklik yapalım, benim resmim olmasın der. Bu amaçla da grubuyla turneden dönerken, Malabadi Köprüsü önünde durarak, köprüyü fon yapan resimler çekerler. Plağa bunlar kapak olacaktır. Grup İstanbul’a döner, ancak resimler bir türlü bulunamaz, kaybolmuşlardır. Çaresiz plağın kapağında yine Selçuk Alagöz’ün resmi konulur. Çekirdek çitlemek herhalde kadere karşı gelinmez çaresizliğinin ifadesidir.