Bayburt Kalesi ve 1828 -29 Harbi
Bayburt Kalesi
Bayburt şehrinin kuzeyinde Çoruh nehrinin çevresinde yay çizdiği yalçın bir kayalık üzerinde yer alan Bayburt Kalesinden ilk olarak Bağrat sülalesi zamanında (885 – 1044) Khorenli Movses, süvari başbuğu ve batı ordusu başkumandanı Piurad oğlu “Senbad”ın “Pepert”i yani Bayburt Kalesi’ni kendine müstahkem mevkii olarak seçtiği notu ile söz etmektedir.
Türklere geçmeden önce Roma, Ermeni, Bizans, Arap ve Kommenos hakimiyetlerinde kalan Bayburt Kalesinin bir çok defa onarım gördüğü duvarlarında görülen farklı inşaat tarzlarından anlaşılmaktadır. Selçuklu hükümdarı II.Kılıçarslan’ın oğlu ve Erzurum Meliki olan Tuğrul Şah (1225) Trabzon İmparatorluğu’ndan gelecek saldırılara karşı kaleyi âdeta yeniden inşa ettirmiştir. Kale üzerinde bu yapımı belgeleyen 20 adet Arapça kitabe mevcuttur.
Saltuklular, Mengücekoğulları, Danışmentler arasında el değiştiren Kale, Moğol istilası sonrası Akkoyunluların elinde kalmış 1514 yılında Otlukbeli savaşı sonrası Osmanlılar tarafından alınmıştır.

Osmanlılar tarafından yenilenen kale’nin içinde kurulan mahalle, zengin tüccar kesiminin yerleşme alanı olmuştur. 1647’de Bayburt’u ziyaret eden Evliya Çelebi kale içinde 300 evlik bir mahalle ile Ebü’l Feth Camii’nin bulunduğunu, zengin ve müreffeh bir yaşam sürdürüldüğünü yazmaktadır. Kale ve içindeki mahalle 1828–29 Osmanlı – Rus savaşı sırasında Ruslar tarafından tümüyle tahrip edilmiştir.
Bayburt Kalesi’nin halk arasındaki adı “Çinimaçin Kalesidir”. Bu ismin kaynağı olan dışa yüzeyi süsleyen yeşil ve mor renkli parlak çiniler maalesef günümüze kadar kalmamış, harpler sırasında yaşanan yıkım sonucu yok olmuştur.
1828 – 29 Osmanlı – Rus Harbi
Daha önce Kırım Harbi (1853 –1856) sırasında müttefik görünerek Osmanlı ekonomisini çökerten ve dış borçlanmaya iten İngiltere bu kez Rusya’yı da yanına alarak Girit’te isyan çıkarır. 1826’da Yeniçeri ocağını tasfiye eden Sultan II. Mahmut, Asakir-i Mansure-i Muhammediye’nin kuruluşunu henüz tamamlayamadığından, çaresiz Mısır Hidivi Mehmet Ali Paşa’ya başvurmak zorunda kalır. Girit Valiliği karşılığında destek alır.İsyan bastırılır. Ancak Rusya Navarin’de demirli Osmanlı – Mısır Donanmasını bir baskınla yakar. (20 Ekim 1827)
Sultan II Mahmut, Rusya’ya savaş açar. Savaş, 1600 yılından bu yana değişmeyen şekliyle, doğuda ve batıda yenilgiyle sonuçlanır. Anadolu ilk kez işgale uğrar. Batıda Şumnu, Silistre ve Varna kalelerindeki kahramanca direnişlere rağmen Ruslar, 1829 da Edirne önlerine kadar gelirler. Doğuda ise Rus orduları Poti ve Kars’ı alarak ilerlerler. Erzurum savaşmadan teslim olur.
Bayburt’a yaklaşan Rus ordusunun ilk dalgasını, Serasker Osman Paşa yöreden topladığı askerlerle Aydıntepe’de, ağır yenilgiye uğratır. Bayburtlulara güvenli bölgelere kaçış için zaman kazandırır. Ancak takviye alarak gelen Rus Kuvvetleri karşısında daha fazla direnemez, Kelkit’e çekilir. Ruslar Bayburt’u da işgal eder. Aydıntepe yenilgisinin de hıncıyla Bayburt, yakılıp yıkılır.
Savaş 14 Eylül 1829 da Edirne anlaşması ile sonlanır. Ruslar, Yunanistan’ın bağımsızlığının tanınması karşılığında işgal ettikleri Anadolu topraklarından geri çekilirler. Ancak Kafkaslarda Kafkasların doğu kıyıları Kuban ırmağından Kobulete kadar olan arazi Ruslara bırakılır.
Ruslar, bir yıl önce Türkmençay anlaşması ile İran’dan aldıkları toprakları bu yeni kazanımları ile birleştirerek, Osmanlı idaresindeki Ermenilere 18 ay içinde taşınır emlakleri birlikte Rusya’ya göç etme hakkı tanır. 1829- 30 arasında Erzurum, Kars ve Doğubeyazıt’tan Güney Kafkasya’ya 90 binden çok Ermeni göç eder. Bölgenin etnik ve sosyo-ekonomik yapısı kökünden değişir. Ermenistan’ın kuruluşunun ilk adımı atılmış olur.

Bayburtlu Zihni

Bayburt’lu Zihni (1795 – 1859)

Kemani Nevres Paşa (1826 – 1872)
Asıl adı Mehmet Emin olan Zihni, Bayburt’ta 19 yüzyılda yetişmiş önemli bir Halk Şairidir. Medrese tahsili aldıktan sonra 20’li yaşlarda İstanbul’a giderek Divan-ı Hümayun Kalem’inde 10 yıl katiplik yapar. Bu tarihlerde şiir yazmaya başlar. Şiirlerini hem hece vezniyle aşık tarzında hem de kaside türünde aruz vezninde yazar. 1826 yılında Bayburt’a döner.
Yaklaşan Rus işgalini görerek 1828 de Bayburt’tan ayrılan Zihni savaşın sona ermesiyle Bayburt’a döner. Yapılan tahribat karşısında hissettiklerini koşma türünde bir ağıt yazarak ifade eder.
Sonrasında Mısır’da ve çeşitli illerde Katiplik yapar. 1839 da divanını tamamlar ve Babıali’ye sunar. Bayburtlu Zihni Babıaliye divan sunan tek Halk Şairidir. Kendisine “Hoca” ünvanı verilir.
1858 yılında görev yaptığı Ünye’de rahatsızlanır. Özlemini çektiği Bayburt’a doğru yola çıkar, ancak ulaşamadan vefat eder.
Bayburtlu Zihni’nin harp sonrası döndüğünde yazdığı koşma Kemani Nevres Paşa tarafından Şehnaz makamında bestelenir. Eser büyük beğeni kazanır ve günümüze kadar ulaşır. Koşma’nın genel olarak Bayburt’un uğradığı yıkımımı ifade ettiği yoksa Zihni’nin işgal sırasında öldürülen sevdalısının anısına mı yazıldığı tartışma konusudur.
Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı
Hangi dağda bulsam ben o maralı
Hangi yerde görsem çeşm-i gazali
Avcılardan kaçmış ceylan misali
Göçmüş dağdan dağa yoktur durağı
Laleyi sümbülü gülü har almış
Zevk u şevk ehlini ahu zar almış
Süleyman tahtını sanki mar almış
Gama tebdil olmuş ülfetin çağı
Zihni dert elinden her zaman ağlar
Sordum ki bağ ağlar bağ u ban ağlar
Sümbüller perişan güller kan ağlar
Şeyda bülbül terke deli bu bağı