Planlanan Geziler
Top

Su Sehim Defteri – Eğin

Su Sehim Defteri – Eğin

Keban Barajı yapılmadan önce, Karasu’nun iki yanında, bugünkü seviyeden 30 – 40 metre daha aşağıya kadar uzanan verimli topraklarda yapılan sebze ve meyve tarımı, yolların kapandığı uzun ve sert kış aylarında Eğin’lilerin hayatta kalabilmelerini sağlayan temel gıda kaynağıydı.

Kili az, kumlu ve çakıllı bir yapıya sahip, su tutma kapasitesi düşük niteliğinden dolayı toprağın her beş günde bir sulanması gerekmekteydi. Özellikle sıcak ve kurak geçen Haziran – Ağustos aylarında suyun adil olarak kullanımı,  kışın aç kalınmasını önleyen hayati öneme sahip bir konuydu. Bir kadastro ve astronomi bilimi başyapıtı olan su dağıtım sistemi ile geçtiğimiz yüzyıllarda bölge de herkesin adil olduğuna inanarak uyduğu, Yeşil Hakkı olarak saygı duyulan bir yapı kurulmuş ve bir çok yörede kanlı kavgalara yol açan su anlaşmazlıkları bu bölge de hiç gündeme gelmemiştir. Ancak saat kullanımın yaygınlaşması sonrası herkesin kendi saatinin doğru olduğunu kbaul etmesiyle ağız dalaşları, hatta kavgalar ortaya çıkmaya başlamıştır.

Astronomi, coğrafya ve kadastro bilimleri birlikte kullanılarak geliştirilen sistemin parametrik kısıtları aşağıdaki şekilde tanımlanmış, düzen bu tanımlara uygun yapılmıştır.

  1. Kemaliye toprağı sıcak aylarda beş günün sonunda kuruduğu için, sulama dönüşümleri beş gün üzerinden hazırlanmalıydı.
  2. Sulama işi gece ve gündüz sürdürüldüğü için beş günlük sulama dönüşümleri, birbirini izleyecek üç dönemlik tekrarlar halinde düzenlenmeliydi; yani bir bahçeye su, bir hafta sabah erken, ikinci hafta öğleden sonra, üçüncü hafta ise gece gelmeliydi.
  3. Farklı yüzölçümü olan tarlalara toplam tarım alanı içindeki payı ile orantılı su tahsis edilmeliydi.
  4. Saat olmadığı için herkesin anlayabileceği basitlikte işaretlere bağlı bir zaman çizelgesi yapılmalıydı.
  5. Üç ay içinde güneşin yörüngesi değiştiği için de bu çizelge  her gün için farklı işaretlere bağlanmalıydı.

Yukarıdaki koşulları sağlayan su dağıtım yönergesi, Ermenice yazılmış ve uzun yıllar boyunca uygulanmıştır. Su Sehim Defteri olarak adlandırılan ve uzun süreler başarı ile kullanılan bu eserin Ermenice olan orijinalinin Erivan Müzesinde olduğu söylenmektedir. Defter, Toybelenli Ağababa lakabıyla bilinen, Ermeni su defterinin uygulandığı yıllarda çırban olarak görev yapmış, Ermenice ve Fransızca bildiği söylenen Mahmut Uslu önderliğinde, bir grup tarafından 1958 yıllarında Türkçeye çevrilmiş, daktilo ile çoğaltılarak köylere dağıtılmıştır.

Bu çeviride, örneğin Toybelen Köyüne ilişkin şöyle tanımları görülmektedir.: “Ariki’ye giden yoldaki iri taşın (Davul Taşı) gölgesi yola düşünceye kadar su filanca bağa akacaktır; Hamza dutluğunda, belirli bir yerin gölgesi filan yere düşünceye kadar da falanca bağa akacaktır. Geceleri, Ülker Yıldızı Partikavar’dan bakıldığında Çatal Taştan çıktığında; güneş doğup Zoppiğin taşından bir arşın aşağı indiğinde suyu kes ya da bağla”.

Dağıtım çizelgesinde her köyün konumu itibarıyla oluşan farklılıklar da dikkate alınmıştır.  Belirli bir saat diliminde, aynı yıldız farklı köylerde, yer yüzü şekillerine ve köyün çevresindeki nesnelere göre farklı yerde batıp doğar. Bu nedenle astronomik tanımlar her köy için ayrı yapılmak duurmundadır. Üstelik her 5 günlük süreçte aynı köyde bile astronomik değerler Dünya’nın yörünge seyrinin eliptik olmasından kaynaklanan farklılıklar gösterir. Bu nedenle defterde kayıtlar haftalar itibarıyla yapılmıştır. Bu da çok dikkatli bir astronomik takip sonucu oluşan bilgi birikimini işaret etmektedir.  Örneğin Yuva (Gerüşla) köyünde, 21 Temmuz gecesi saat 22.00’nin tanımı “Ülger Yıldızı, Kırkgöz’ün başından çıktığı şeklindedir.” Aynı tarih ve saat, Sırakonaklar (Pegir) köyünde, “Ülger Yıldızı Uzabaşı’nda göründüğünde ya da ay Yeşilyamaç (Geşo) burnunda göründüğünde” şeklinde tarif edilir.

Su Yönetim Planı herkes tarafından saygıyla karşılanmış ve uyulmuştur. Suyu tarlalar arasında bu plana göre dağıtımını sağlayan kişiye “Çırban” denilir, ücreti Köylü tarafından ortaklaşa karşılanırdı.  Çırban kelimesinin cuy-ı bent (Suyu bağlayan) anlamındaki arapça tamlamadan geldiği, Divriği’de bu şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Sulama Yönetimi suyun az olduğu Haziran – Ağustos döneminde uygulanır, Ağustos sonunda yüksek bir yerde ateşler yakılarak yönetim döneminin bittiği ilan edilirdi. Buna “Çırban’ın Kürek Yakması” adı verilirdi. Toybelen köyünde bu işlem, günümüzde çok ilgiç bir binanın yer aldığı Çatal Taş üzerinde yakılan ateş ile bildirilirmiş. 

Kaynak: Bir astronomi; Mühendislik; Kadastro Harikası – Kemaliye Su Yönetim Sistemi – Ali Demirsoy – https://actaturcica.wordpress.com/wp-content/uploads/2020/01/v_i_6.pdf

You don't have permission to register