Yeniden İtalya
09 – 16 Eylül 2026
Ludi Travel – Tursab 14328
Gezimiz
Tolgar Bey’in sağladığı fırsatla Ludi Travel tarafından özenle hazırlanmış, değerli dostumuz Ata Güven liderliğinde gerçekleştirilen İtalya turuna son dakikada katıldık. Sekiz günlük kapsamlı bir programla Kuzey İtalya’yı dolaştık. Herbirini tanımaktan çok memnun olduğumuz, bizden hayli genç yol arkadaşlarımıza ayak uydurmak için biraz zorlandık, yorulduk, ama yeni dostlarımızın desteğiyle çok güzel bir tur yaptık.
İtalya’ya en son gidişimizden bu yana 40 yıla yakın zaman geçmiş. Dünya’nın görmediğimiz yerlerini dolaşırken Avrupa’yı ihmal etmişiz. Bu geziyle bir anlamda İtalya’yı yeniden keşfettik, geçmişte gördüğümüz yerleri anımsadık, yolumuzun dışında kalmış yeni yerleri de gördük, tanıdık.
- Gün – Milano – Como – Lugano – Milano
- Gün – Garda – Verona – Venedik
- Gün – Venedik – Murano – Burano
- Gün – Floransa
- Gün – Portofino – Pisa
- Gün – Floransa – Roma
- Gün – Roma
- Gün – Nemi – Albano – Castel Romano – İstanbul

1. Gün – İstanbul – Milano – Como – Lugano – Milano
THY TK 1873 seferi ile 3 saatte Milano Havalimanına ulaştık. Pasaport ve gümrük işlemlerini tamamlamak ise tam 3.5 saat sürdü. İtalya’nın yeni sınır kontrol sistemine geçiş sürecine yakalanmışız. Nerdeyse geri dönecektik. Bu engeli aştıktan sonra Como ve Lugano turumuzu yapmak üzere otobüsümüze yerleşip yola çıktık. İki gün boyunca bizi iliklerimize kadar ıstalacak yağmur yolda başladı. Plastik yağmurluklar ve şemsiyeler altında biraz sıkıntılı gezdiğimiz Como ve Lugano herşeye rağmen güzeldi. (Alt sırada: Lugano gölü – Piazza San Federe, Como – Como Gölü) . Akşam saatlerinde Milano’ya vardık. Sforza Kalesi, Duomo Katedrali ve Galleria Vittorio Emanuele II’yi gezdik. Yağmur yine devam ettiğinden süratli bir gezi ile günü tamamladık.






2. Gün – Garda – Sirmione – Verona – Venedik
Milano’nun Fuar Mıntıkasında yer alan otelimiz gerçek dört yıldızlı, temiz ve kaliteliydi. Günün yorgunluğunu ve ıslanmanın huzursuzluğunu burada üzerimizden atıp yeni güne hazırlandık. Garda Gölünün kıyısında yer alan, Milanolu zengin ailelerin yazlıklarının bulunduğu çok şirin bir yerleşim olan Sirmione ilk durağımız. Sabah saatlerinde yağmur olmadığından Maria Callas’ın yerleşerek meşhur ettiği bu güzel şehri doyasıya geziyoruz. Maria Callas’ın yaşadığı ev özel mülkiyet olduğundan ancak dışarıdan resimlenebiliyor. Otobüse dönerken hava yine azizlik yapıyor. Kovalardan boşalan yağmurda çok kötü ıslanıyoruz.



Shakespear’in klasik eseri Romeo – Jüliet’e ilham kaynağı olan öykünün gerçekleştiği Verona bir sonraki durağımız. Otobüsümüz bizi Adige Nehri kenarındaki 14. asırda yapılan Castelvecchio (eski kale) yanında bırakıyor. Adige Nehrini Ponte Scaligero köprüsünden ilerliyerek aşıyor ve eski şehrin merkezine ulaşıyoruz. Burada Venedik Sarayı, ve Jülyetin evini dışarıdan gördükten sonra Verona Colosseum’unun yer aldığı meydanda yemek için serbest zaman alıyoruz. Çevrede yer alan çok sayıda lokantadan birinde güzel bir öğle yemeği yiyoruz.



3. Gün – Venedik – Murano – Burano
Sabah otelimizden ayrılıp bizi Venedik’e götürecek Vaporetto’ya bineceğimiz iskeleye ulaşıyoruz. San Marco Meydanına yakın bir yerde iniyor, sahil boyunca yürüyerek meydana ulaşıyoruz. Meydanda yer alan Duomo Katedralinin ön yüzündeki İstanbul’dan getirtilmiş at heykellerinin hikayesini, meydandaki sütunlerın anlamını Ata Bey’den dinledikten sonra, dar sokaklar, köprüler üzerinden ilerleyerek Büyük Kanal üzerindeki Rialto köprüsüne ulaşıyoruz. Yolda dileyen dostlarımız Gondol keyfi yapıyorlar.



Öğle yemeğimizi aldıktan sonra yeniden motorlara binerek önce Murano adasına sonra da Burano Adasına gidiyoruz. Murano adasında Venedik Cam ustalarının sanatlarını yakından izliyor ve takdir ediyoruz. ancak turistik fiyatlar el yaktığı için bir alım yapamıyoruz. Burano ise muhteşem bir yer. Sisli akşamlarda balıkçıların evlerini şaşırmamaları için rengarenk boyanmış binaların süslediği caddeler, sessiz, sakin, huzurlu bir ortam ve su ile bütünleşmiş yeşillikler Venedik’in kalabalıklığının ardından cennet gibi geliyor.



4. Gün – Venedik – Floransa
İlk iki gün bizleri ıslatan tufan benzeri yağmuru geride bırakarak bu sabah Floransa’ya hareket ediyoruz. Rönesans’ın başladığı yer olarak nitelenen Floransa dönem sanatçılarının pek çok önemli eserini barındırıyor. Şehri bize Floransa’da yaşayan bir sanat tarihi öğretmeni Türk rehber gezdiriyor. Çok değerli bilgiler paylaşıyor. Vechio Sarayının yer aldığı Piazza della Signoria meydanında Michelangelo’nun Davut Heykelini (replika), Ammannati’nin Neptün Heykelini ve Loggia dei Lanzi açık hava galerisinde yer alan Cellini’nin Perseus, Giambologna’nın Sabine Kadınları heykellerini yakından görmenin keyfini yaşıyoruz.

Ardından rehberimizin “şimdi aaa” diyeceksiniz diye bizi götürdüğü, geliş yönümüze göre Vaftizhane’nin arkasında gizlendiği için bir anda ortaya çıkan Santa Maria de Fiore Katedraline gidiyoruz. Ön yüzü heykellerle süslü beyaz yapı gerçekten “aaa” denilecek çarpıcı güzellikte. Önündeki Vaftizhane’nin ise Michelangelo’nun “Cennetin Kapıları” olarak adlandırdığı, Ghiberti tarafından tasarlanmış İncilden sahneler betimlenmiş kapıları ile ünlü. Asılları müzede olan plakaların replikaları da etklieyici güzellikte. Öğle yemeğinden sonra serbest zamanımızda Ponte Vechia (dünyadaki çarşılı dört köprüden biri, bir diğeri de Bursa’daki Irgandi Köprüsü), Dericiler Pazarı’nı geziyoruz. Günün yorgunluğunu otobüsümüzün kalkacağı noktaya çok yakın konumdaki Kübalıların işlettiği Arno nehri kıyısında ağaçlar altındaki huzurlu kır kahvesinde dinlenerek, sohbet ederek atıyoruz.


5. Gün – Rapollo – Portofino – Pisa
Floransa gezisi sonrası konaklamamızı küçük şirin bir yerleşim olan Montecatini’de yapıyoruz. Otelimiz şehir merkezinde olduğu için akşam yemeği sonrası keyifli bir yürüyüş yapma imkanımız oluyor. Sabah Rapollo’ya doğru yola çıkıyoruz. Rapollo çok güzel bir sayfiye şehri. Sahilde tarihi yapılar arasındaki kumsallardan denize girme imkanı var. Portofino’ya giden deniz vasıtaları buradan kalktığı için iskele çevresinde büyük bir pazar kurulmuş. Türlü çeşitli yiyecek, içecek ve hediyelik eşya satan tezgahlar var. Biz diğer gruplarla birlikte büyükçe bir motora dolarak Portofino’ya gidiyoruz. Yol boyunca sahil doğal ve tarihi güzelliklerle dolu, keyifli bir yolculuk oluyor.
Portofino çok iyi korunmuş tarihi binaların alt katları dokuyu bozmadan restaurantlara dönüştürülmüş, temiz denizine girilebilen plajları olan bir yerleşim. Motorlarla gelen turist kafilelerinin yanı sıra koyda demirlemiş, marinaya bağlanmış çok sayıda özel yat da var. Yapının bozulmaması için karadan ulaşım sınırlı. Havanın da güzel olmaasından yararlanarak keyifli zaman geçiriyoruz.





Bir sonraki durağımız Pisa. Otobüsümüz yine şehir merkezinin hayli dışındaki park yerinde bizi bırakıyor. Diğer turist kafileleri gibi yürüyerek merkeze ulaşıyoruz. 1063 yılında yapılan Katedral’in çan kulesi olarak 1173 – 1272 yılları arasında iki aşamada inşa edilen yapının derin olmayan bir temel üzerine oturtulduğu için yana doğru eğrildiğini, bu nedenle 4. katta inşatına ara verildiğini, sonradan temeli sağlamlaştırılarak bugünkü 8 kata ulaştırıldığını, 100 yılda 7 cm. seviyesinde devam eden eğrilmenin de 1990 – 2000 yılları arasında yapılan çalışmalarla tamamen durdurulduğunu öğreniyoruz. Kulenin izdüşümü kendi taban çevresi içinde kaldığı için yapı devrilmemektedir. Katedral, Vaftizhane ve Çan kulesinin olduğu geniş alan kalabalık turist kafileleri ile dolu. Çeşitli pozlarda resimler çekiliyor. Katedral’i gezmek ise uzun kuyruklar nedeniyle mimkün olmuyor. Dönüşte Türk kafilelere hizmet vermeye odaklanmış kahvede demleme çay keyfi yapıyoruz.



6. ve 7. Gün – Roma
Gezimizin son durağı Roma. 6. Gün sabah Montecatini’den yola çıkarak öğle saatlerinde Roma’ya varıyoruz. Parlemento Binası, Trevi Çeşmesi, İspanyol Merdivenlerini gezdikten sonra, Via del Babuino üzerinden yürüyerek Piazza del Popolo’ya ulaşıyoruz. Otobüsümüzle buluşup Vatikan’a gidiyoruz. Saat 17.30’yi bulduğu için kalabalık azalmış. San Pietro Bazilikasına girişimiz kolay ve süratli gerçekleşiyor. Michelangelo tarafından yapılan plana uygun olarak 1506 – 1626 yılları arasında inşa edilen Bazilika 60.000 bin kişilik kapasitesi ile dünyanın en büyük dini yapılarından biri. Yapının içi son derece etkileyici, mermer ve bronz heykeller, freskler ile süslü. Çarpıcı renklerde özel kıyafetleri ile İsviçreli muhafızlar tarafından korunan Vatikan 440 dönüm araziye sahip 500 nüfuslu bir bağımsız ülke. Vatikan’ı gezdikten sonra geç bir akşam yemeği alıp otelimize ulaşıyoruz.
Bir sonraki gün Roma’da serbest gezme imkanı var. Biz, Tanrı bile 7 gün dinlenmiş diyerek, otelde sakin bir gün geçirmeyi tercih ediyoruz.






8. Gün – Roma – Nemi – Outlet – İstanbul
Turumuzun son gününde önce Papa’nın yazlık sarayının ve Kardinal Rocca di Papa’nın içinde otel, çiftlik ve kır bahçesi olan arazisinin yer aldığı Castel Gondolfo bölgesine gidiyoruz. Albano Gölünü yol kenarındaki manzara noktasından resimliyoruz. Ardından ulaştığımız Nemi tarihi dokusu hiç bozulmamış bir ortaçağ kasabası. Nemi gölüne çok yükseklerden bakıyor. Teras şeklindeki yol üzerinde kafeler ve başta bölgenin gözde meyvesi çilekden üretilmişler olmak üzere çeşitli içecekler ve yiyecekler yer alıyor. 2014 yapımı Kiraz Mevsimi dizisi burada çekilmiş ve kasabada herkesin temel Türkçe kelimeler öğrenmesine yol açmış. Bir yöre sanatçısının el emeği ile ürettiği ve Kiraz Mevsimi videosunu yayınlayarak sunduğu Çilek motifli takılar çok ilgi görüyor ve alıyoruz. Huzurlu, sessiz, sakin ve muhteşem doğa manzaraları olan bir yerleşim. Çok beğeniyoruz.



Havalimanına gitmeden önce son durağımız, Castel Romano’daki moda ürünler Outlet’i. Büyük ve çok çeşiti olan bir outlet, fiyatlarda hayli uygun. Çevreye bakıp ufak tefek alımlar yapıyoruz. Ancak Colombia’nın grubumuza özel sağladığı, outlet fiyatlarından % 30 indirim, %10 vergi iadesi ile de birleşince tüm grub alışveriş canlılığına kapılıyor. Outlette dolaşırken bizim gru ellerindeki mavi Columbia torbaları ile hemen ayırt edilir oluyor.
Saat 17:00 dolayında Havalimanında oluyoruz. THY nin yer aldığı Terminal 3’ü bulmak için biraz dolandıktan sonra, Check – in ve Tax Return işlemlerimizi de tamamlayıp çıkış kapısına varıyoruz. Uçağımız vaktinde kalkıyor, salimen İstanbul’a ulaşıyoruz. Çok güzel anılar biriktirmiş olarak evlerimize dönüyoruz.